Tosya Efsaneleri

tosya efsaneleri

Tosya’da Anlatılan Efsaneler

Halkın gözünde ve anlatanın hayal gücün­de biçim değiştirerek olağanüstü niteliklerle donatılarak kuşaktan kuşağa nakledilen hikâyelere efsane denir. Bazı efsaneler yalnızca konu aldığı kişiye veya yöreye özgüdür. Başladığı tarih belli olmamakla beraber, kaynaklarını tarihe, dine, menkıbelere dayandırmakla beraber, inanç yönü asil ağırlığı teşkil eder. Eski Türk efsanelerinde, İslam Dininin kabu­lünden sonra yer, biçim ve öz değişikliğine uğramış, Türk’lerin gittiği her yerde yeni yeni yaşama alanları bulmuştur. Efsaneler sanatlı bir anlatıma sahip olmadıklarından destanlar­dan ayrılırlar. Yaratılış ve şekil değiştirişi anla­tan efsaneler, tarihi efsaneler, olağanüstü varlıklarla ilgili efsaneler ve dini efsaneler olmak üzere dört bölüme ayrılır. Tosya‘da bu türden efsaneler anlatılmaktadır. Halen zekâ ve hayal gücünün ürünü olan birçok efsane gönülden dile aktarılmaktadır. İşte derlediğimiz bu efsa­neler aşağıdadır: 

“TOSYA” ADININ EFSANESİ

Efsaneye göre Horasan erenlerinden Hamza Baba yanında dostu Yalınkılıç’la bu topraklara geldiklerinde tarih 1215 yılını gösteriyormuş. Bu bölgeyi o kadar beğenmişler ki yıllarca gördükleri rüyaların gerçekleştiğine inanmışlar, burada kalmağa karar vermişler. Her taraf yemyeşilmiş. Çeşitli ağaçlar, rengârenk çiçek­ler, cıvıl cıvıl kuşlar, pırıll pırıl akan sular onları adeta büyülemiş. Bu topraklan yurt haline getirebilmek için bütün güçleriyle çalışmışlar, çabalamışlar. Bir gün uzaktan toz bulutunu gören Yalınkılıç: – “Düşman geliyor!” diye seslenmiş. Hamza Baba duymamazlıktan gelmiş. Yalınkılıç tekrarlamış. – Düşman geliyor!” Hamza Baba başını kaldırıp uzun uzun bakmış.- Bayraklarını görmüyor musun? – “Düşman değil onlar, dost ya demiş.” Gelenler Oğuz’un boylarıymış. Onlarla kucaklaşıp, sarmaş dolaş olmuşlar. Kayı’yı Kızgınkaya Tepesi’ne, Bayat’ı Yanıktepe Tepesi’ne, Avşar’ı Eymekul Tepe’ye, Karkın’i Cadıkayası Tepesine, Çepni’yi Bağyaka Tepesi’ne, Kınık’ı Dikmencik Tepesi’ne, Kızılcayı da Karakaya Tepesi’ne yerleştirmişler. O gün söylenen “dost ya” kelimesi daha sonra     “dos­ya” şeklini almış. Zamanla “Dostlar Şehri ” anlamına gelen “TOSYA” diye söylenir olmuş. 

İKİ TEPE EFSANESİ

Zincirlikuyu Köyü’ne gidenler oraya var­madan önce Devrez’in kıyısında iki tepe görürler. Onlar için şöyle bir efsane anlatılır. Türk ordusu doğu tarafına sefere giderken yollan Zincirlikuyu Köyü’ne uğrar. Başlarındaki kumandan, herkesin bir avuç toprak alıp bir yere yığmalarını ister. Koydukları topraklar bir tepe oluşturur. Ayni yolla savaştan dönen askerler, yine bir avuç toprak koymak suretiyle yeni bir tepe yaparlar. Giderken yaptıkları tepe büyük, gelirken kurdukları tepe küçükmüş. Aradaki fark şehit olan asker adedini gösteriyormuş. 

YILANKAYA TOSYA EFSANESİ

Dikmen Köprüsünün karşısındaki Tülüce tepesinde taştan bir yılan kalıntısı vardır. O kayanın adi “Yılankaya”dır. Efsanesi ise şöyledir. Namaza duran genç kız, bir ara önüne doğru bir büyük yılanın geldiğini görür. Çok zor durumdadır. Namazdan da çıkamamıştır. İçinden dua eder. “Allah’ım, ya onu taş et, ya beni kuş et” diye. Yılan taş olur. 

MALKAYA TOSYA EFSANESİ

 Kuzyaka Mahallesi’nin ilerisinde Malkayası vardır. Burada bulunan tüneller çok dardır kolay kolay geçit vermezler. Başlangıcı bellidir ama sonu yoktur. Efsaneye göre ona seslenir­ler. – “Malkayası mal ver.” Bir ses duyarlar: – “Gel de al.” 

SANDIKKAYA TOSYA EFSANESİ

 Çepni Köyü’ne giden yolda Sandıkkaya vardır. Efsanesi şöyledir. Köye gelin götürür­ken yollarını eşkıya keser. Gelinin çevresinde­ki alayda kim varsa öldürürler. Sıra ona gelmiştir. Geride gelinin namusu ve bir de tüm eşyasını koyduğu sandığı vardır. Sandığa sıkı sıkı sarılır ve “Ya Rabbim, yardım et” diye can havliyle haykırır. Sandık kimsenin uzanamayacağı kayanın üstünde kalır. Taş haline gelir. Gelini ise bir daha gören olmamıştır.

YEDİ KARDEŞ TOSYA EFSANESİ

tosya-efsaneleri-hacet tepesi
tosya-efsaneleri-hacet tepesi

Ilgaz Dağının Hacet Tepesi’nde yedi kardeş yaşarmış. Beşi erkek ikisi kız olan kardeşlerin hepsi evliyadanmış. Bir gün en bü­yükleri bir teklif getirmiş. “Birer taş alalım. Atalım. Nereye düşerse ölünce oraya yatalım”. Kabul etmiş kardeşleri. Taşları teker teker atmışlar. Biri Benli Sultan Köyü’ne düşmüş. Orada Benli Sultan yatıyor. İkisinin attığı taş yere düşmüş, orada kalmış. Hıdırlık’ta iki kız kardeş yatıyor, Ünzile ve Tenzile. Diğerleri ise Tekke önü’nde Kesikbaş, Pınarbaşı Mahallesi’nde Karabaş Şeyh, Acıkavak’ta Murat Baba yatıyor. 

KIZ EVLİYA EFSANESİ

Düşman kuvvetleri şehri bastığında, bütün eli silah tutanları öldürmüşler. Kız Evliya başarıyla direnmiş ama zamanla gücü tükenmiş. Namusunu korumak için kendini İbecin Yarından aşağı atmış. Öldüğü yere gömülmüş. Onunla ilgili anlatılan efsane böyledir. 

KESİKBAŞ EFSANESİ

Savaşa katılan Kesikbaş’ın vuruşma sırasında kellesi düşman kılıcıyla kopar. Ruhunu Allah’a teslim etmiştir. Başını düşmana verme­mek için kalkar, koltuğuna alır, Tekkeönü’ndeki mezarlığa gelir, oraya yatar. Onun efsa­nesi de böyle anlatılır. 

GEYİKLİ CAMİ EFSANESİ

 Şarakman Köyü’nde Geyikli Cami var. Divan camii tipinde yapılmış. Tarihi belli değil. Efsaneye göre, şimdiki caminin karşısındaki düzlüğe köylüler cami yapmak için ağaçları getirip yığmışlar. Ertesi sabah bakmışlar ki o yerdeki ağaçlar karşıya dizilmiş. Köylüler bunun bir işaret olduğuna karar vermişler. Camiyi oraya yapmışlar. Orada bu işin geyikler tarafından yapıldığı inancı var. O yüzden cami “Geyikli Cami” diye adlandırılıyor. 

TEKKE  HAMAMI EFSANESİ

tosya-efsaneleri-şeyhismail-rumi
tosya-efsaneleri-şeyhismail-rumi

 Şeyh İsmail Rumi halktan kendisine at ve öküzlerini vermelerini ister. Ne yapacağını bilmediklerinden ve hayvanlarına zarar gelme­sinden korktukları için vermezler. Buna üzülen şeyh geceleri hamamı yapmaya baslar. İnşaatın hızını görenler hayret etmişlerdir. Kimse yardım etmemiş, at ve öküzlerini vermemişlerdir. Malzemelerin nereden ve nasıl geldiğine akıl erdirememişlerdir. Merak edip gözetler­ler. Elik ve geyikler sırtlarında geceleyin malzeme taşıyorlar. Yaptıklarından pişman olmuşlardır ama iş işten geçmiştir. Halk arasında Tekke Hamamı ile anlatılan efsane böyledir. 

KÜÇÜK  HAMAMDAKİ CİN  EFSANESİ

tosya-efsaneleri-abdurrahman-pasa-camii
tosya-efsaneleri-abdurrahman-pasa-camii

 Abdurrahman Paşa Camii’ne (Yeni Cami) namaz kılmağa gelen cema­at horoz sesi duyarlar. Ses vardır, horoz yok­tur. Hamamın o zamanki yeri çöplükmüş. Ka­zarlar ve altından hamam çıkar. Horozun bu delikten aşağı düştüğü anlaşılmıştır. Hamama girilir ama halvetin yanındaki odaya girenler çarpılır ve delirir. Bu yüzden o oda kapatılır ve kapısı çivilenir. Tosya’ya gelen Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin hamama git­mek istediğini söyler. Küçük Hamam’a (Vikvik Hamamı) götürürler. Hamama giden hoca kapalı kapıyı görür ve sebebini sorar. Olanları duyunca kapıyı açmalarını ister. Açtırır. Odaya girer girmez içeriden gürültüler feryatlar gelir. Elinin baş parmağı taşı deler ve içine gömülür. Uzun yıllar parmak izi olan kurna yerinde du­ruyordu. Hamamın restorasyonu sırasında bu kurna  kaldırılmıştır. Geride yalnız efsanesi kalmıştır. 

HIZIR’IN AYAK İZİ  EFSANESI

 Çukur Köyü Akkoylar mevkiinde bulunan bir taş üzerinde insan ayağının izi var. Efsane­ye göre bu ayak izi Hızır Aleyhisselam’a aitmiş.

Tosya tarihi ,tarihi olay ve tarihi kişiler hakkında diger yazımızı okumak için tarih sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Başa dön tuşu