Tosya Edebiyatından ‘ZELZELE DESTANI’..

ZELZELE DESTANI: Tosya‘da yaşayanlar da büyük sevinçlerden ve felaketlerden etkilenmiş, şairleri de bunlar destan şeklinde dile getirmişlerdir. Destanlar o günün acılarını, mutluluklarını unutul­mayan şiirler halinde bize ulaştırmışlardır. Tosyalı 27 Kasım 1943 yılında meydana gelen depremde 820 evlâdını kaybetmiştir. Bunun acısı yüreklerden silinmemiş ve bu olay Tosya’da bir tarih başlangıcı olarak yıllarca kullanılmıştır. Tabi olarak bu acılar şairleri de duygulandırmış ve destanlar yazmışlardır. Bunlardan biri de şair Hüseyin Avni BAZLAMATÇI’dır. 

I

Yetişin imdada yaren kardeşler

Kurban kılıncını çıldı Tosya’ya,

Garkoldu toprağa nice yurttaşlar

Can ufkundan ecel saldı Tosya’ya. 

Bindokuzyüzkırküç ikinci teşrin

Tarife gelmiyor bir derdimiz bin,

Nasıl anlatalım insü melek cin

Kıyametten bir hal oldu Tosya’ya. 

Derin uykularda dehşet zelzele

Yıktı harap etti vahşet zelzele,

Bıraktı bizleri hasret zelzele

Hicran badesini doldu Tosya’ya. 

Zelzele kimseye aman vermedi

Kaçıp kurtulmaya zaman vermedi,

Çoluğa çocuğa meydan vermedi

Cihan hayretlerde kaldi Tosya’ya.                                                        

Avniya titredi heybet elinden

Göçtü kaşaneler kudret elinden,

Can verdi çokları mihnet elinden

Taktı kisbetini daldı Tosya’ya. 

II 

Kudret kılıncını hicran zelzele

Amansız bağrına çaktı Tosya’nın,

Ezdi harap etti figan zelzele

Hasret sinesini yaktı Tosya’nın. 

Nice kardeşlerden ayrı düşürdü

Nice ciğerleri yaktı pişirdi.

Nicelerin aklın aldı şaşırdı

Felaket ufkundan baktı Tosya’nın. 

Avniya durmayıp hicrana ağlar                                                  

Gitti yüzlerce can kurbane ağlar.                                                   

Öksüz yetim garip her cana ağlar

Felek bağ bahçesin yaktı Tosya’nın. 

Tosya-Ladik Depremi Eşşiddet Haritası

III 

Ey yük yük has pirinç bağlayan Tosya                 

Ey dertliler derdin sağlayan Tosya,

Viran bağ bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekler dağlayan Tosya. 

Bindokuzyüzkırküç teşrinisani

Yirmiyedisinde uyku zamanı

Gece saat yedi, her taraf fâni

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti ciğerler dağlayan Tosya. 

Cuma gün gecesi oldu zelzele

Derin uykularda koptu velvele

Rabbim göstermesin böyle bir çile

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekler dağlayan Tosya. 

Ey Tosya, bülbülün bağın nicoldu

Uzanmış ormanın dağın nicoldu

Hastalarin nasıl, sağın nicoldu

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekler daglayan Tosya. 

Hastane fabrika köyün civarın

Kışa döndü yazın, güzün baharın

Hani yeni cami kal’a hisarın

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti ciğerler dağlayan Tosya.                                                          

Baktım dört yanına kabristan olmuş

Seyrangâh yerlerin hep viran olmuş  

Her halin ağlatır bir destan olmuş

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekler dağlayan Tosya. 

Çok haneler söndü çoğu kapandı

Hasret firkat gönül ateşe yandı

Allah sadaları arşa dayandı

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekler dağlayan Tosya.

Avniya, dert ile ağlayanlara

Hak rahmet eylesin ölen canlara

Geçmiş olsun sana, sağ kalanlara

Viran bahçesi ağlayan Tosya

Hasreti yürekleri dağlayan Tosya. 

Yazan: Hüseyin Avni BAZLAMATÇI (Tosya 1908-1966)   

Yer depremi…

Eski adi ile “zelzele”… Belki insanların karsılaşabilecekleri “tâbi’i afetler arasında en fecîsi, en korkuncu, en dehşetlisidir deprem… Ölmeden mezara girmek ve o mezarda son nefesini verinceye kadar günler­ce beklemek… Bu yerin altına girenlerin felâ­keti… Ya üstünde kalanlar?… Soğuk, karlı kış gecelerinde, zifir gibi karanlıkta, belki üstünde bir pijama bile olmaksızın sokağa fırlamış ve yeraltında kalan sevgi­lilerini kurtarmak için tırnakları ile toprağı eşmeye, beton blokları kaldırmaya çalışan zavallılar… Rıfat Ilgaz’ın mısraları ile TOSYA ZELZELESİ’NDEN bir bölüm:

Bu aksam başı dumanlı Ilgaz’ın

Devrek’in üstünde bulutlar,

Havada yağmur ağırlığı…

Kepenkler erken çekildi,

Hanönü’nden dağıldı memurlar

Kısa kesti paydos düdüğünü

Çeltik fabrikası…

Sustu dokuma tezgâhları

Durdu iki bin mekik

İki bin dokumacı vardı uykuya 

Saat biri otuzbeş geçiyor…

Köpekler silkindi uykudan…

Değişti bir anda manzara,

Canlı cansız devrildi ne varsa ayakta,

Yok oldu insan emeği…

Döküldü sokaklara insanlar

Ölüler kaldı yerinde…

Vakitsiz giden hastalarına

Üzülecek hemşireler kalmadı…

Sağ kalan çocuklarımız bir daha

Karşısına çıkmayacaktır Öğretmen Kâzım’ın.

Çocuğunu emziren kadının

Soğudu memesinde sütü…

Kimler dönecek köyüne,

Hana sağ inenlerden;

Yolcular yataklarında gömülü

Atlar ahırda ölüdür.

Bozuldu tezgâhlar, düzenler,

Mekik tutan eller kırıldı;

Yarın Çeltik Fabrikası işbası çalamaz,

Artık uyandıramaz çalsa da

Yedi yüz Tosyalı’yı uykudan! 

Yazan: Rıfat ILGAZ   

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three + thirteen =

Başa dön tuşu